Öğrencilerimizle gerçekleştirdiğimiz bir piknik, dans salonunda uzun süredir gözlemlediğim bazı gerçekleri farklı bir açıdan görmemi sağladı. O gün yakar top oynadık, ip atladık ve saklambaç oynadık. Başarılı bir sporcumuz, günün sonunda, “Kondisyon derslerinde bile hiç bu kadar yorulmamıştım,” dedi.
Bu cümle beni çok düşündürdü. Çünkü bizim çocukluğumuzda ip atlamak, koşmak, saklanmak, topu yakalamak ve ondan kaçmak günlük hayatın doğal parçalarıydı. Bunları egzersiz olarak görmeden, saatlerce yapardık. Farkında olmadan dayanıklılığımızı, kaslarımızı, reflekslerimizi ve beden koordinasyonumuzu geliştirirdik.

Bugünün çocukları ise belirli bir spor dalında yoğun eğitim alıp başarılı olsalar bile farklı hareket deneyimleri konusunda yetersiz kalabiliyor. Bir çocuk dans kondisyonuna alışkın olabilir; ancak topun yönünü takip etmek, aniden kaçmak, durmak, eğilmek ve yeniden hızlanmak gibi alışık olmadığı hareketlerle karşılaştığında beklenenden çok daha fazla yorulabilir.
Bilimsel çalışmalar; koşma, sıçrama ve yön değiştirme gibi lokomotor beceriler ile atma, yakalama, vurma, top sürme ve yuvarlama gibi nesne kontrolü becerilerini, daha karmaşık sportif hareketlerin temel yapı taşları olarak tanımlıyor. Bunlar yalnızca kuvvet veya kondisyon değil; denge, zamanlama, mekânsal algı, görsel takip ve bedenin değişen koşullara uyum sağlamasını da gerektiriyor. Araştırmalar, çocukluk dönemindeki temel hareket becerileriyle ilerleyen yıllardaki fiziksel aktivite düzeyi ve fiziksel uygunluk arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu gösteriyor.
Benzer bir tabloyu asistan kadromuzla yaptığımız basketbol maçında da gördüm. Çocuklardan top sürmelerini, potaya atış yapmalarını, turnikeye girmelerini ve savunmaya geçmelerini istediğimizde, bu temel hareketlerin çoğuna yabancı olduklarını fark ettim.
Bizim öğrencilik yıllarımızda basketbolda çok başarılı olmayan bir çocuk bile beden eğitimi derslerinde not alabilmek için top sürmeyi, pas vermeyi veya turnikeye girmeyi öğrenmek zorundaydı. Bugün karşılaştığım çocukların önemli bir bölümünün ise bu temel deneyimleri yeterince yaşamamış olması dikkat çekiciydi. Elbette bu gözlem bütün okullar ve çocuklar için genellenemez; ancak temel sportif becerilere ayrılan alanın giderek daraldığını düşündüren önemli bir işaretti.
Oysa basketboldaki basit bir turnike bile oldukça karmaşık bir motor görevdir. Çocuk topu kontrol ederken koşu ritmini düzenlemeli, doğru ayakla adım atmalı, sıçramalı, kol hareketini zamanlamalı ve hedefe odaklanmalıdır. Savunmaya geçmek ise rakibin hareketini okumayı, ağırlık merkezini kontrol etmeyi, hızlı yön değiştirmeyi ve doğru zamanda tepki vermeyi gerektirir. Bunların tamamı dansçının da ihtiyaç duyduğu ritim, zamanlama, denge, koordinasyon, mekânsal farkındalık ve karar verme becerileriyle kesişir.
Yakar top oyununda da dikkatimi çeken nokta buydu: Topu rahatlıkla takip eden, yakalayan ve doğru zamanda karşılık verebilen çocuklar, kulübümüzde dans öğrenme becerileri en güçlü olan sporcularımızdı. İlk vurulan veya oyundan erken çıkanların önemli bir bölümü ise dans eğitiminde koordinasyon, odaklanma ve hareketi uygulama konusunda daha fazla desteğe ihtiyaç duyan çocuklardı.
Benzer bir gözlemi hedef oyunlarında da yaşadım. Çocuklardan kum torbalarını yuvarlak hedeflerin içine atmalarını istediğimde, dans derslerinde bedensel koordinasyonunu ve öğrenme hızını güçlü bulduğum öğrenciler hedefe daha başarılı biçimde ulaştı. Yönergeyi dinlemekte, dikkatini sürdürmekte ve hareketini kontrol etmekte zorlanan çocukların ise isabet oranları daha düşüktü.
Bütün bu gözlemler tek başına bilimsel bir sonuç değildir. Bir çocuğun hedefi vuramaması, topu yakalayamaması veya turnikeye girememesi onun yeteneksiz olduğunu göstermez. Çocuğun daha önce bu hareketleri ne kadar deneyimlediği, dikkat düzeyi, motivasyonu, kaygısı ve o günkü ruh hâli sonucu etkileyebilir. Deneyimsizliği yeteneksizlikle karıştırmamak gerekir.
Bununla birlikte bilimsel araştırmalar, motor yeterlilik ile çalışma belleği, dikkat kontrolü ve davranışın koşullara göre düzenlenmesini kapsayan yürütücü işlevler arasında bir ilişki bulunduğunu gösteriyor. Bu nedenle bir çocuğun topu takip ederken sergilediği dikkat ve hareket organizasyonuyla dans öğrenirken gösterdiği performansın benzerlik taşıması şaşırtıcı değildir.
Dans da yalnızca müzikle hareket etmek değildir. Dansçı; bedeninin alandaki konumunu algılamalı, ağırlığını doğru zamanda aktarmalı, yön değiştirmeli, ritmi korumalı, çevresindekileri takip etmeli ve aldığı bilgiyi hızla harekete dönüştürmelidir. Top oyunlarında çalışan pek çok algısal, zihinsel ve motor süreç, dans sırasında da farklı biçimlerde kullanılmaktadır.
Elbette topu iyi yakalayan her çocuk iyi bir dansçı olacak diye bir kural yoktur. Ancak top yakalama, hedefe atma, top sürme, turnike, ip atlama, sıçrama, denge ve ani yön değiştirme gibi görevlerden oluşan bir oyun dizisinin, çocuğun genel motor yeterliliği ve dansa yatkınlığı hakkında değerli ipuçları verebileceğini düşünüyorum.
Araştırmalar, farklı fiziksel etkinliklerle erken yaşta karşılaşmanın motor yeterliliği desteklediğini; geleneksel çocuk oyunlarının da uygun biçimde uygulandığında kaba motor becerileri geliştirebildiğini gösteriyor. Tek bir spor dalında çok çalışmak önemli olsa da çocuğun koşması, tırmanması, top oynaması, ip atlaması ve farklı oyun ortamlarında hareket etmesi daha geniş bir hareket repertuvarı oluşturuyor.
Belki de gelecekte dansa yatkınlığı değerlendiren bilimsel çalışmalara küçük oyun istasyonları eklenmeli: Top yakalama, hedefe atış, top sürme, turnike, ip atlama, ritmik sıçrama, ani yön değiştirme ve denge görevleri… Ardından bu sonuçlar çocukların ritim algısı, koordinasyonu, hareket öğrenme hızı ve dans performanslarıyla karşılaştırılmalı. Böyle bir araştırma, oyun becerileriyle danstaki yetenek arasında gerçekten nasıl bir ilişki bulunduğunu daha açık biçimde gösterebilir.
Yaşadığımız bu deneyimler bana önemli bir şeyi yeniden hatırlattı: Çocuk oyunu yalnızca boş zaman etkinliği değildir. Oyun; çocuğun bedenini tanıdığı, mesafeyi, zamanı, kuvveti, hızı ve çevresini öğrendiği doğal bir hareket laboratuvarıdır.
Belki de iyi bir dansçının temeli yalnızca aynanın karşısında atılmıyor. Bazen o temel, çevrilen bir ipin içinde, potaya doğru atılan iki adımda veya havadan gelen bir topu yakalamaya çalışırken atılıyor.
Arman ESEN
